Aşırı ışık hassasiyeti (Fotofobi), bireyin ışığa karşı normalden daha fazla hassasiyet göstermesi, ışık altında rahatsızlık, ağrı ve yanma hissi duyması durumudur. Fotofobi, birincil bir hastalık olmaktan ziyade, altta yatan başka bir göz hastalığının veya nörolojik bir sorunun yaygın bir belirtisidir.
Işık, göze girerek retinadaki sinirleri uyarır ve bu sinyaller optik sinir yoluyla beyne taşınır. Fotofobi, bu yolculuğun herhangi bir noktasında meydana gelen bir hasar veya aşırı uyarılma sonucu ortaya çıkar. Nedenler, gözün ön yüzeyindeki tahrişten (kornea) merkezi sinir sistemindeki (beyin) problemlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Işık hassasiyeti belirtileri, genellikle sadece ışık karşısında hissedilen rahatsızlık ve ağrıdan ibaret değildir; bu duruma eşlik eden başka semptomlar da bulunur ve bunlar altta yatan nedeni belirlemeye yardımcı olur.
Işığa karşı aşırı hassasiyet şikayeti ile gelen bir hastada altta yatan nedeni bulmak için kapsamlı bir göz ve nörolojik muayene şarttır.
Işığa duyarlılık şikayetinin giderilmesi, doğrudan altta yatan hastalığın tedavi edilmesine bağlıdır, ancak semptomatik rahatlama için de bazı yöntemler mevcuttur.
Işığa karşı duyarlılık tedavisinde öncelik, semptoma neden olan asıl hastalığın ortadan kaldırılmasıdır.
Işık hassasiyeti hastalığı genellikle Göz iltihapları (üveit, iritis, keratit), Kuru Göz Sendrumu, Glokom krizleri, Albinizm ve nörolojik olarak Migren veya Menenjit gibi ciddi hastalıklarda birincil semptom olarak ortaya çıkar.
Aşırı ışık hassasiyeti doğrudan bir vitamin eksikliğinden kaynaklanmaz, ancak A vitamini eksikliği şiddetli göz kuruluğuna ve kornea hasarına yol açarak fotofobiye zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, genel göz sağlığı ve nem dengesi için yeterli A vitamini alımı önemlidir.
Evet, gözde ışık hassasiyeti ve baş ağrısı birbiriyle doğrudan ilişkilidir; fotofobi, migren gibi mevcut bir baş ağrısını tetikleyebilir veya şiddetini artırabilir. Ayrıca, şiddetli ışık hassasiyeti gözleri sürekli kısmaya neden olduğu için bu durum gerilim tipi baş ağrısına da yol açabilir.
Gözde ışığa karşı aşırı hassasiyet tedavi edilmezse, altta yatan hastalığın ilerlemesine bağlı olarak görme kalitesinde azalma, kronik ağrı, sürekli göz kısma nedeniyle baş ağrılarında artış ve günlük yaşam kalitesinde ciddi düşüş gözlemlenebilir. Menenjit veya akut glokom gibi acil nedenlerde ise kalıcı görme kaybı riski oluşur.